Saklı Kalmış Hazine, Urla
Saffet Emre TONGUÇ
Yarımadanın merkezi Urla hem İzmir körfezi iç sularına hem Ege Denizine uzanan kıyıları ile deniz ürünlerinin envai çeşidini barındırmaktadır. Orman ve ıtri bitkilerle örtülü tepeleri, verimli ovaları ve iç körfez ile açık deniz arasında dinmek bilmez rüzgarları özgün teruarını oluştur. Bu teruar Urla zeytini ve üzümünün her daim seçkin bir ürün olmasını sağlamıştır. Dionysos’dan Limantepe gümrük defterlerine; Osmanlı Vilayet Salnamelerinden, Evliya Çelebi Seyahatnamesi’ne Urla zeytini ve üzümünden övgüyle söz edilmiştir.
14. Yüzyıldan beri başta zeytin ve üzüm olmak üzere hububat, kuru meyve, kumaş ve sabun ticareti yapılan “Karya Pazarı”nı(bugünkü ismiyle Malgaca Pazarı) ziyaret eden Seyyah Evliya Çelebi “Bütün sultan çarşısı 200 ticarethanedir. Onlarda da pazar günleri insan deryası toplanıp o sofalar üzerinde mallarını satarlar. Bu şehrin yiyecek ve içeceklerinin övüleni, zeytini, zeytinyağı ve üzümü meşhurdur. Mahsullerinden sabunu, Haleb’in İdlib sabunundan ve Kudüs Trablus sabunundan çoktur ki cihanı tutmuştur. Zira bu şehir içinde tam 70 adet sabun işliği vardır. Ve 240 zeytinyağı değirmenleri vardır..”
Urla topraklarında yaşayan medeniyetler, ardından ülke tarım politikaları değiştikçe tarımsal ürün çeşitliliği, mutfağa verilen değer değişmekle birlikte özellikle son yıllarda özündeki tarım ve gastronomi kimliğine dönmeyi başarıyor. Son yıllardaki bu güzel dönüşümü Urla Bağ Yolu ve Şarap Üreticileri Derneği Başkanı Can ORTABAŞ şöyle özetliyor “Öyle kıymetli bir konumda ki Urla! Toprağı, denizi ve kültürüyle rengarenk bir mozaik. Zengin deniz ürünleri, bereketli toprakları, her geçen gün artan eğitimli insanları ve Urla Bağ Yolu gastronomisinin temel taşlarını oluşturuyor.”
